İnsanın Ayna Benliği

İnsan bir ay gibidir. Görünen parlak yüzü, birde görünmeyen karanlık yüzü vardır. İnsan görünen parlak yüzünü sürekli vitrinlerken, görünmeyen karanlık yüzünü kalbinin ve ruhunun derinliklerinde saklar. Onun için insan kendini tanımlarken kendisiyle baş başa kaldığı ve kendini ruhsal olarak boy aynasında seyrettiği manzara farklıdır. Bu çelişki sonucunda insanın sosyal platformda verdiği görüntü ve oynadığı rol de farklı oluyor. İnsan bir yandan kalbiyle üstün duygu ve düşüncelerinin özgürlükçü yapısına yapılırken, diğer yandan sosyal normların kalıplarındaki görüntüyü kurtarmaya çalışır. Durum böyle iken her tanım biraz eksik birazda tartışmalıdır.

       İyi desinler diye her türlü bayat ve ruhsuz rollerle kendi değerlerine ihanet ederken; kötü demesinler diye hem kendini hem de çevresindeki insanları yanıltabilen o kadar çok insan var ki. Emeğin erdemini kavramadan kazanılmış hiç bir bahtiyar asla payidar değildir. Övgü ruh halimizi inşa eden taptaze bir güçtür. Bilinçli ve tutarlı benlik sahibi bir insan kendinde var olan etik ve estetik, entelektüel misyon ve vizyonunu dışarıya bakan bir aynası gibi yansıtırken asla abartmamalı kendini onaylamalı ve hiç bir insandan kendini üstün ve alçak görmemeli. Bilakis erdemli insanın üstünlüğü ALLAH”a yakınlığı, ahlaki ve yetenekleridir.

       Genelde kendimize yetebilmeyi başkası ile empati kurmamak veya yalnız yaşamak olarak algılarız. Aslında gerçek, insanı özellikler çerçevesinde bunu becerebilmektir. Toplumla iç içe olarak kendimize yetebilmeliyiz. Aksi takdirde yalnızlığa sığınmak; problemlerden kaçmak ve yetersizlik duygusunun göstergesidir. İnsanı ilişkilerde bağımlı olmadan, ama sadık kalarak pes etmeden; ama kararlı olarak kimseye mecbur olmadan, ama insanları kaybetmeyerek, yalnız kalmayarak; ama anlamsız kalabalıkta boğulmayarak. Anlık zevkler peşinde değil, genel huzuru yakalayarak, kendini tanıyarak; ama ne istediğini bilerek bir yaşam sürmeliyiz.

      Unutulmamalıdır ki, hayat her acıyı kaldıracak gücü verir insana en büyük acıları bile insan kaldırabilmektedir. Hayatta hiç kimse vazgeçilmez değildir vazgeçemeyeceğimiz tek şey hayata olan bakışımızdır. Olumlu, gerçeği olduğu gibi gören, kaderci olmayan, mutluluğu şansa bırakmayan, kendini topluma adamak yerine toplumsal bir varlık olan bir bakış açısı ile hayattaki tüm acı ve zorlukları aşabiliyoruz. Yeter ki düşüncemizi geliştirelim. Düşünce olmadan duygu olmaz, duygu olmadan da anlam olmaz. O halde doğru düşünen doğru davranır, doğru hisseder. Kimi zaman yokluğun gömleğini giyiyorsun yakıyor seni, ne yapacağını şaşırıyor vicdanınla savaşmaya başlıyorsun, ama öyle ama böyle umutla beklediğin günler gelip çatıyor. Seni senden almış mantığa gülüp geçiyorsun; ama uyman gerektiğini unutuyorsun. Mantık neden vardır ki hiç sormuyorsun, mantık duygular öne çıkmasın diye vardır ve duygu öne çıkarsa disiplin olmaz.

       Toplumumuzda son zamanlarda “kendine yetebilmek” kavramı üzerine birçok çalışmalar yapılmakta hatta sektörler oluşmaktadır.  Psikolojik eğitimler, kişisel gelişim eğitimleri. Sosyal aktiviteler vs. bu gibi tüm çalışmalar, doğru karar verebilme, toplumsal uyumu sürdürebilen, mutlu olabilme gibi amaçlara ulaşmak içindir. Sonuçta kendine yetebilmenin en temel noktası duygu ve düşüncelerimizdir. Düşüncelerimizi düzenlersek hayatimizi da düzenleriz. Yaşımız kaç olursa olsun her yaşta “yaşam düzenlemesi” yapabiliriz hiç bir şey için geç değil. Her an kendimize kattığımız yeni bir şey, yaşamımızın hem şu anına hem de ileriki dönemlerine birer yatırımdır.

      Düşüncelerinizin naif, duygularınızın zarif olması dileğimle sevgiler saygılar.

Bayram KORKMAZ

İller Bankası Uzmanı

Bayram Korkmaz’ın Köşe Yazılarını Görmek İçin Tıklayınız

Yorum yapın