Doğal Duyguların Robotik Aktörleri

Merhaba değerli okurlarım…!

Bu yazımı sanal âlemin derinliklerinde sığ kalan,kaybolan,sunileşen hormonlu duygularıyla kendine bile yabancılaşan, kendinden ve en yakınlarından bile kaçan ,ruhsuz ve ileri derecede takıntılı insanların içinde bulundukları tutsak yaşam dünyalarını izlenimsel betimleme yaparak yazmaya çalışıyorum.

        Toplum olarak büyük bir empati sorunu yaşıyorduk zaten, bu KORONA virüs belasıyla her türlü yakınlığa da duvar ördük MALESEF… Sosyal mesafe, Duygusal mesafe, Düşünsel mesafe, Fiziksel mesafe vs. vs. Dilimiz konuşamaz, Burnumuz koklayamaz, ellerimiz kenetlenemez kendi kendimizin nefesini kesecek hale geldik . Canından çok sevdiğini söyleyenler can havliyle canim dediklerine ,Can”dan değil Cam”dan bakar hale geldiler. Tek gözlerimiz ve kulaklarımız özgür .göreceğiz ve duyacağız ama konuşamayacağız… Bu güzelim hayat sahnesinde MASKESIZ BALO”DA rol yapan bin bir süratli insanlar vardı, simdi ise MASKELI Balo”larında gösterecek tek bir suratları bile kalmadı. Belki de dostluğun ,canın ve cananın değerini anladık. Dost başa düşman ayağa bakar ya.. İste gözlerimiz simdi işe yaradı… İyi ya artık toplum olarak göz göze bile gelebiliyoruz; gözlerimizden konuşacağız artık. Belki de geç kalınmış bir empati, gözler yalan söylemez. Her türlü uzak mesafelere inat . YASASINN… bakınız artık bizim bize en yakın gözlerimiz var , Gözümüz gibi bakmaya başladık bile. Gözlerimizle selamlaşacağız. Hissedeceğiz, gözlerimiz hep açık ; daha radikal daha parlak bakacak…

       Kolay ve savurgan bir hayatımız vardı VIRUSTEN önce öyle degil mi! Sevgimizi, Saygımızı, aşkımızı bile kolay yaşamak istiyoruz. Bizi yormasın,zorlamasın, başımıza bela olmasın. İstediğimiz zaman olsun,onun dışında yok olsun. Bir kumandanın ucunda olsun her şey,bir bilgisayarın düşmesinde,bir telefonun tuşlarında… Ulaşmak , yaşatmak, canlandırmak,hissetmek için çaba harcamayalım. Sanal dünyada yaşıyorduk zaten, sanal ruhlar ve sanal vücutlarda girmeye başladı tamda bu PANDEMİ günlerinde. Çok da işimize geldi.

       Sanal âlemin yapay insanları oluverdik hemen. Duygularımızdan korkar olduk. Hissetmek var, dokunmak yok her şey nasılda oldu bir yalan. Sanal âlem değeri yok. Düşünemedik ki kablonun diğer ucunda gerçek insanlar oturuyor, dokunmaya, sarılmaya,hissetmeye, göz göze gelmeye korkar olduk. SIYONISTLERIN tuzağı bir bilgisayar, bir Microsoft , bir facebook , bir twitter ,bir instagram.. Birde kamera;  Ohh her şey tamam. İnsan daha ne ister ki. Böylesi daha güzel tam da bu dijital cağın insanına göre. Sanal bir gerçekliktir sorumluluk duygusu yok, bağlanma yok, hesap vermek yok deyi verdik. Bizimde yerli markamız. E-DEVLET ağımızı bizlere mal eden Sayın : Cumhurbaşkanı Yrd. Yozgatın gururu çok değerli, FUAT OKTAY abimize de şükranlarımızı sunmayı da İhmal ettik.

        Canin isterse varsın, canın istemezse yoksun. Ne güzel tam da bu dijital dünyanın uyuşuk insanlarına göre… Kolay işin ,hangi yollardan elde edildiğinin hiç önemli olmadığı. Kolay paranın peşinde koştuğumuz hayata direk tepeden başlamak istediğimiz bu günlerde, bilinçsiz tutkular ,kolay ilişkilerde giriverdi usulca yaşantılarımıza. Zora gelemiyoruz , tahammül sınırlarımız daraldı. Gerçek ilişkiler sıkıyor biraz. Birileri azıcık vefa, duygularından bahsettiğinde de çok ilgiden kaçar olduk, çok bilgiden bıkar olduk. Can”dan İnsanlara hakir görüp HOR baktık, CAM”‘dan insanlara gerçek sanıp KOR baktık. Maşallah nefsimiz altın YELEK olmuş. Sanki çarkı FELEK olmuş. Dedim ya hangimiz gerçek duygularımızdan azcık bahseder olsak hemen itici ve sıkıcı oluveriyor, hemen pılımızı pırtımızı toplayıp arkamıza bile bakmadan oradan uzaklaşıveriyoruz.Neden peki : Bünyenizde barındırdığınız şeyden kaçmak niye. Yok saymak derinlere göndermek. Kimsenin gözüne gerçek anlamda bakmak istemiyoruz, İLTIFAT ve ÖVGÜDE pek cimri olurken,YERGI VE SÖVGÜDE pek cömert oluyoruz. korkuyoruz, birilerinin gözlerine bakarak şükranla teşekkür etmekten.

       Mekanik hayatlar,mekanik iliksiler,Mekanik dokunuşlar istiyoruz… O kadar rahatladık ki artık. Can havliyle canim dediklerimizi sevip dokunmaya bile üşenir olduk. Su uç aylık sosyal hayatın kısıtlanmasıyla kafesli çadırımıza hapsedildik, sokaklar çok tüketen ,çok kirleten , çok konuşan birçok insanları uslandırıp SEYRAN oldu belki ama Ağızsız, dilsiz kedi ve köpeklere de BAYRAM oldu anlayana. İnsanlar ; insandan daha çok kedi ve köpeklerde arar oldu sevgiyi samimiyeti ve sadakati.

       Sadece kolay saadet arıyorum deyiverecek kadar bir yerlerde unuttuk bizi biz yapan milli ve manevi duygularımızı. Yitiriverdik insani insan yapan ruhumuzu, sevmeyi; anlamayı , dinlemeyi, hepsinden önemlisi; şükretmeyi unutuverdik ne oldu bize, ne zaman nerede kaybettik en samimi benliğimizi.  Kimlere bırakıverdik ruhumuzu,kimler açıttı canımızı da bu kadar acımasız oluverdik. Nedense kendi doğamıza hasret yasadığımızı bile anlayamadık..

     Sevgiyle ve Sağlıcakla, yüzünüzden gülücük ruhunuzdan bilinç ve farkındalık eksik olmasın

Bayram KORKMAZ

İLLER BANKASI UZMAN

Bayram Korkmazın Köşe Yazılarını Görmek İçin Tıklayınız

Yorum yapın