BİR S’den BİR Ş’ye; Bir Ş’den Bir S’ye..

Şifreyi Çözelim Derseniz S; SİNCAN, Ş; ŞARKİKARAAĞAÇ

‘Fi Tarih’le hesab ettim ki 55 yıl olmuş..

  Lise tahsilimizi ikmâl etmek üzre geldik Ankara Şehri’ne.. İlk memuriyetimize, Keçiören Atatürk Sanatoryumu’nda ‘Sosyal Servis Memurluğu’yla başladık.

   Okul arkadaşlarımızın bir bir Almanya’ya staja gitmeleri galiba iştahımızı kabarttı ki biz de Saarbrücken’in mutena bir beldesi Bad Bergzabern şehrine taşındık.

  Almanya dönüşü tekrar Ankara’ya gelip Etimesgut’ta bir ev yaparak Şeker Öğrenci Yurdu İdare Amirliği’ne başladık.

  Sonra tekrar birkaç sene süren Almanya mesaisinin ardından yine Ankara’daki meskûn hanemize dönerek hayatımıza reng katmaya çalıştık.

  İşte bu ara bizi bir gazetecilik sevdası sardı. Bu sevda ile evveliyatımızdaki şairliğimize yazarlık kariyerini de iâve ediverdik. İyi ki böyle bir hayata hâkim olduk..

  Çünkü, hangi itibarı elde ettikse bu mesleğin sayesinde oldu..

***         ***     ***

  Zira gazetecilik; bizim zamanımızın en ideâl ve en dürüst bir mesleğiydi..

  Kendimizi yıl yıl geliştirdikçe, bizimle mesleğe tâbi olan bir hayli kardeşimizi de dürüstlük çemberinde eğittik ve idare ettik ve onların önünü açtık..

  Kimlerdi bunlar? İsim vermeye gerek var mı?

  Yok da, peki bunların tamamı bize uyucu bir meslek tavrı takındılar mı?

  Siz onları tanıyor ve biliyorsunuz, Karar sizin..

  Yinelersek; bizim zamanımızda gazeteciliğin bir istikrarı, bir itibarı ve bir marifeti vardı ki,

mükemmelden mükemmel bir iltifata tâbiydi.. Başkent’in Sincan gibi bir bölgeye hiç gazeteci transferinin olmadığı ve Sincan’ın müstakil gazetecilere sahib olduğu zamanlardan bahsediyorum.

   Dolayısiyle Gazetecilik; hakkını vererek icra eden hemen herkes için gözde bir meslekti.     İşte o fi tarihlerinde her ne kadar bizim gazetecilik sevdamızdan bize yüklü mal-mülk gibi dünyalık servet kalmasa da elbette haysiyet ve şerefle geçen bir geçmiş kaldı..

   Bunu nereden mi biliyoruz?

***         ***     ***

  Evet.. Bunu nereden mi biliyoruz?

  Yıllarca öncesini hâfızasında tutan ve o müstesna geçmişi bizimle ne güzel yaşayan dostlarımızdan..

  Serde unutulmamak ve saygıyla yâdedilmek var ya.. İşte bugün biz bu yerdeyiz..

   Sermayemiz manâ nehrimizi coşturduğundan bugün bu âlemde bizimle sevgiye, saygıya, muhabbete ve itibara koşup giden nice dostlarımız var ki bunların muhabbet bağına hiç bir mülk tasarrufu karşılık veremez.. Bunu ne zaman ve nasıl mı anladık?

 ***         ***     ***

  Evet.. Bunu ne zaman ve nasıl mı anladık?

  İşte bugün; Bizim manevî bütün kazançlarımızın temin merkezi Sincan Şehri’mizden, Şarkikaraağaç’ın mütevazı bir köyü olan Çeltek’te mekân kurduğumuzdan bu yana.. Yıllarca Bekir Yalçınkaya’ya sadâkatle bakarak halâ aynı sevgiyle arayıp muhabbet vaktini şenlendiren güzel dostlarımızın itibarlarından..

  Bir dostun dostuna, samimî ve canözünden yakın olması ve bir ‘Günün kutlu, ömrün mutlu, sağlığın daim, yaşın uzun olsun’ demesine hangi sermayenin gücü yeter ki..

 Bir başka dostun dostuna, ‘Abi sesini özledin, bir duyayım dedim, nasılsın..’,

  Bir başka iki dostun dostlarına; ‘Bekir Baba hürmetle ellerinden öperim..’ yahud; “Bekir baba Allah sağlığını daim etsin’ temennisinde bulunmasının sığacak bir ölçeği var mı?

***         ***     ***

  Evet.. Ankara’nın Metropol İlçesi Sincan; zamanın gazetecileri bizlerin gayretleriyle hakkı hukuku savunulan bir Şehir’di..

  Demem o ki, Sincan büyüdük ve geliştikçe, kendisinde ikbâl görenlerin bağrına yerleşmeleri ve çoğu kere meselenin sonunu menfaate bağlamaları neticesinde biteviye farklı bir kabuk değiştirmeye başladı..

  Özellikle yerel idarelerin tasarrufuna boyun eğen ve ondan menfaat teminini kendilerine ‘işbu’ kabul edinen son devir gazeteciliği, bu değişen kabuğun âdeta kendisi mesabesine gelip oturdu.

   Ki AVM’deki şu yolsuzluk eseri enkazın bile halâ ortada öylece duruyor olması, demektir ki basınımız görevini ihmal etmiş, ikmal edememiştir.

   Bunun alt tabakasını teşkil eden bir hayli noksanlık, aksama ve ihmalkârlık neticesi yerel kadim idarenin teftişsizliğiyle büyüyen nizamî ve intizamî bozukluk da, karşısında savunucu ve etkili tenkid bulamadığından büyümüş ve güç kazanmıştır.

  Yani, bugün Sincan’a, her hususuyla noksansız ve şikâyete maruzsuz bir şehir gözüyle bakıyorsak, bu bakışımızda haklı mıyız acaba? Bizce öyle değilse de ‘Yine de Karar’ elbette iskâna hâkim olanlarındır..

***         ***     ***

   Biz ise, Sincan’a meyyal hayatımız ikiye bölündüğünden, bu şehirde KIŞLAK olarak birkaç yıldır yılın yarısını geçirir olduk.

  Eeee.. Mevsim de KIŞ olunca, kimseye ‘şundan dolayı’ ‘Kışşş!’ diyemiyoruz. 

  Çünkü Sincan pek rahat görünüyor gibi..

  Sincan rahat olunca biz de Hamdolsun, bu YAZLAK mevsimde Çeltek’te çok çok rahatız..

  Yine bağ-bağçe, yine meyve ağaçları, sebze bitkileriyle haşır neşiriz. Bir de Rahmetli Ahmet Yurduseven’in  ‘Abi al getir, ben burda bakarım’ dediği ördeklerle konuşarak öyle sade ve öyle huzurlu bir hayatı; hem ‘Halk içinde muteber bir nesne yok Devlet gibi’ deyip, devlete itibar eden vatandaş olarak yaşıyoruz..

   Hem de: ‘Olmaya Devlet cihande bir nefes sıhhat gibi’ deyip Gizli ve Açık Korona’dan uzak, sağlıkla kendimize Devletten üstün bir ‘Hayat Hakkı’ tanıyoruz..

    Öyle şehirlere mahsus o şamata, gürültü  patırtı, yol veya kaldırım kavgası falan buralarda yok.. Hele hele hırsız mırsız, balici-malici buralara hiç uğramıyor.

   Apartman odalarında kendine sıkışıp kalıcı ve birkaç adım öteyi ayda yılda bir görebilici hususiyette bir gelenek hiç mi hiç yok köyümüzde..

   Anlatacak ne güzel hasletler halâ yaşıyor ve yaşatılıyor..

   Lâkin, yine de, nasibse KIŞLAK vaktimize kadar bunlar böyle sürüp gidecek..

  Sonra mı? Sonra Sincan’ı sizlerle yaşamak ve yeniden ‘Ne var ne yoğu’ konuşmak üzre 1. Mekân Şehri’mizde olacağız.. 

   Sevgili dostlar!

   İnsan iki yerde mekân tutunca bir diğer mekânın farkına daha iyi varıyor.

   Farklara imkân tanıyan 2. Mekân Şarkikaraağaç Şehri’mizden sizlere sağlık temennilerimle selâm ve dualar gönderiyorum.

Yazar: Bekir Yalçınkaya

Bekir Yalçınkaya’nın Köşe Yazılarını Görmek İçin Tıklayınız

Yorum yapın